Msn şifreni çalanı yakala

Haberleşme sistemi olarak kullanılan MSN şifresi çalınanlara iyi haber. Ankara Adliyesi, MSN şifresinin çalındığı iddiasıyla kendilerine yapılan başvurularda olumlu sonuçlar aldıklarını belirtti.

Kişisel haberleşme ve sohbet programı MSN şifresi çalınanlara iyi haber. Ankara Adliyesi, MSN şifresinin çalındığı iddiasıyla kendilerine yapılan başvurularda olumlu sonuçlar aldıklarını belirtti.

Teknolojinin yaygınlaşmasıyla internet üzerinden yapılan haberleşmelerde büyük oranda bir artış meydana geldi. İnternet üzerinden yapılan haberleşmelerin büyük bir bölümünü de kullanıcıların karşılıklı kullandığı MSN programı oluşturuyor. Ankara Adliyesi Cumhuriyet savcıları, son dönemlerde kendilerine `MSN şifremi çaldılar` şeklinde başvuruların yapıldığına dikkat çekerek, `MSN şifresini kimin çaldığını ve kullandığını kısa sürede tespit edebiliyoruz` haberini verdi.

MSN şifre hırsızları hakkında bilişim suçlusu işlemleri yaptıklarını belirten yetkililer, MSN şifresini çalanları nasıl yakaladıklarını da şöyle anlattı:

`Microsoft Corporation`un Türkiye Temsilciliği İstanbul`da. Bu şirkete yazı yazarak, şifresi çalınan kişinin adresini kullanan kişilerin IP numaralarının tarih, ve saat detayları ile birlikte savcılığımıza gönderilmesini rica ediyoruz. Yaptığımız başvuru üzerine şirket, IP noların, tarih ve saatlerin olduğu dökümü bize gönderiyor. Daha sonra IP noları, karşısındaki tarih ve saatleri İl Telekom Müdürlüklerine göndererek kullanıcıları tespit ediyoruz.

Rakamlarla Türkiyede msn kullanımı

Türkiye`de en çok hangi iller, hangi saatlerde, hangi oranlarda msn Messenger`ı kullanıyor. İşte Türkiye`nin en çok msn kullanan illeri ve msn kullanan insan sayısı...

Hakkı Alkan`ın haberi

Turkcell ve MSN Türkiye, yeni bir çalışma için el ele verdiler. Bu çalışmanın yanı sıra verilen rakamlar, ülkemizde MSN`i ne kadar sevdiğimizi de ortaya çıkarıyor.

Rakamlarla MSN

Toplantıda MSN Gelişen Pazarlar Ülke Müdürü Ebru Çapa, bazı verileri basın mensupları ile paylaştı. Bu veriler üzerinden, MSN`i en sık ne zaman kullandığımızı, hangi illerin rağbet gösterdiğini açıkça görebilirsiniz.

Türkiye`deki MSN kullanıcı sayısı: 25 Milyon

Windows Live Mail kullanıcı sayısı: 19 milyon

Windows Live Spaces kullanıcı sayısı: 12 milyon

Turkcell üzerinden aktif olarak MSN kullanan kişi sayısı; 1.1 milyon

Şu ana kadar açılan Turkcell MSN oturum sayısı: 15 milyon

Turkcell MSN üzerinden gönderilen mesaj sayısı: 800 milyon

MSN`i En Çok Kullanan İller;

İstanbul %32

Ankara %7

İzmir %4

Bursa%3

Nüfusa Göre MSN kullanımı

1. Istanbul

2. Yalova

3. Bursa

4. Elazığ

5. Trabzon

MSN`in en sık kullanıldığı saatler; 18:00-23:00 arası

Dünyanın en popüler anında mesajlaşma yazılımı olan Windows Live Messenger`ı uygun bir tarife ile abonelerine sınırsız kullanımla sunan Turkcell, şimdi de mobil reklam konusunda Microsoft ile işbirliğine gitti. Çok yakında cep telefonuyla internet kullanırken Wap Banner ve Wap Link şeklinde reklamlar görmeye başlayacağız. Bu çalışmanın eleştirilen tarafı ise, kullanıcıların reklamı görememe gibi bir seçeneklerinin olmaması.

msn'de gezenler iyi dinleyin

Bir başkası selama karşılık vermez, öteki aylardır çevrim dışı, hayırdır inşallah! Sonra anlarsınız ki kırmızı bir çizgi çekmiş üzerinize, basbayağı engellemiş sizi.

Vay hayırsız vay! Sanal âlemin dertleri işte! Bir taraftan ne hoş aslında, yüz yüze dönen iki küçük mavi yeşil adam, kocaman bir dünyayı önünüze açıyor; bütün arkadaşlar orada; ama o dünya aynı zamanda başınıza iş açıyor. Şifrenizin kırılması, mailinizin patlatılması da bir dert; ama asıl dert, meşgul olduğunuza bir türlü inanmayan `geveze` arkadaşlar. Öyledir işte, biri hiç konuşmaz, öteki susmak bilmez. Sonra bir başkası hiç ortalarda yokken bir köşeden `ce` yapar, ses var görüntü yok! İsterse yazar, istemezse yazmaz, nasıl bir sinsiliktir bu? Bir de akrabalarla hep aynı monotonlukta devam eden muhabbetler vardır, ``Nasılsın kuzen?` `İyidir.` `Sen?` `Ben de iyiyim`. `Evdekiler nasıl?` `Onlar da iyi.` Ertesi gün yine aynı sözler, değişen bir şey yok. Yahu bu MSN de yakınlaştırayım derken koparıyor mu yoksa? Bak bir tanesi şefkat bekliyor şimdi, hem online görünüyor hem de `Çok kızgınım bana dokunmayın` diyor. Ne acıklı bir durum! Belli ki ilgi bekliyor; ama kim çekecek nazını?

MSN`de gezenler, gözlerini süzenler şimdi iyi dinleyin, bu âlemin de bir adabı, ahlakı var, arkadaşlar üzülmeyecek, naz niyaz çekilecek, öyle yoğun adam triplerine girip selam sabah kesilmeyecek. İşte budur!

Önce engelledi, sonra sildi, vefasız!

Dün, sokağın köşesinde, sevdiği kızı görecek diye kök salıp yeşeren delikanlı bugün yine yeşil; bir farkla ki, masa başında bekliyor. O, küçük yeşil bir msn adam artık. Naz makamındaki hanım kız da saçlarını savurarak başını öte yana çevirmek yerine `dışarıda` gösteriyor kendini, kim inanır, bal gibi masa başında... Nicedir mahalleye gelmeyen, kapının önünden geçmeyen, pardon, nicedir hep `kırmızı` görünen gencin yeşil ışık yakmasını bekliyor. `Bekledim de gelmedin, sevdiğimi bilmedin...` Küsmeler, kapı çarpmalar, gönül koymalar, gönül almalar, can ciğer kuzu sarması olmalar nice zamandır boyut değiştirdi, bilmeyen yok; biz de zaten başka bir şey konuştuk. Memlekete internet gelir gelmez bağlanan bir daha da kopmayan üç gence msn âdâbını sorduk. `Hocam, nedir öyle, yoğun adam tripleri, bir meşgul sen misin bu âlemde, üzerinde kırmızı bir çizgi hep, selam veririz almazsın. Tövbe ya, bir daha `nbr` yazarsak sana...`

Celal Baykan ve Ufuk Arslan iki `kanka`, birbirlerini on yıldır tanıyorlar. Celal, bilgisayar mühendisi, Ufuk bilgisayar programcısı... İkisi de Türkiye`ye internet geldikten bir iki ay sonra kabloları takmış, bir daha da çıkarmamış. İki ayrı âlemde yaşadıklarını kabul etmekle birlikte, internette başka kimliğe bürünmedikleri için belki de bir oyunun içinde olduklarını düşünmüyorlar. Ufuk mesela, msn`de birçok arkadaşı tuhaf bulduğu halde kendi ismini kullanıyor. Diyaloglar çoğunlukla şöyle; `Adın ne?` `E, Ufuk işte!` `Hayır, gerçek adın ya!` `Ufuk dedim ya!` Msn`in faydaları malum, dünyanın öteki ucundan bir arkadaşınla saatlerce konuşabilirsin, yeni doğan çocuğunu şehir dışındaki annene gösterebilirsin, dosya alır, dosya gönderirsin vs... Zararı nedir, msn bir insanı ne şekilde üzer yani? Mesela Celal, bir arkadaşının selamını, meşgul olduğu gerekçesiyle karşılıksız bırakır mı? `Arkadaşa bağlı.` diyor Celal, `Bakarsınız, sevdiğiniz bir arkadaşsa, iki eliniz kanda olsa bile cevap yazarsınız; ama pek hazzetmediğiniz biriyse, hiç görmemiş gibi yaparsınız.`

Msn`e eklediğiniz birini engellediğiniz ya da sildiğiniz oldu mu hiç? Bizim gençler, keyifli bir gülüşle karşılık veriyor. Eski zamanlara ait `Seni defterden silerim.` yollu tehditler sanal âlemde gerçeğe dönüşüyor galiba... Az önceki keyifli gülüşün altında da `silme` eyleminin verdiği gizli bir rahatlama ve zafer duygusu yatıyor olmalı. Listeden ilk silinenler `kazara` eklenenler. Bu her iki taraf için de normal karşılanıyor. Dramatik olan, iki arkadaşın birbirini silmesi zaten... Sorunun nerede başladığı mühim değil, gerçekte ya da sanal dünyada; ama son noktanın konduğu yer çoğunlukla msn oluyor. Celal`in tespitine göre, msn`de birbirini silen iki kişi, günlük hayatta da yüz yüze gelmiyor artık. Bir de arkadaşlarınızı Ufuk gibi mecburen silmek zorunda kaldıysanız, başınızın epey ağrımasını göze aldınız demektir.

Adresi `hack`lendiği için arkadaşlarının adresini korumak isteyen ve bu yüzden de bütün listeyi uçuran Ufuk, bunu izah etmekte epey zorlanmış. Her gün telefonlaştığı en yakın arkadaşları bile, `Beni nasıl silersin?` diye gönül koymuş. Sonradan mesele tatlıya bağlanmış; ama listede daha az görüştüğü kişiler, işin aslını sormak yerine misillemeyle cevap verdiği için onlarla bağlantı tamamen kopmuş. Ufuk msn`siz kaldığı o günlerde kısmî bir rahatlık yaşasa da `yalnızlık ve boşluk` duygusu baskın çıkmış. `Orada uzak şehirlerden arkadaşların da içinde olduğu geniş bir kabilem vardı. Bir anda yok oldular. Dünyanızı komple almışlar, bir başınıza kalmış gibi oluyorsunuz. Telefon var ama her gün arayıp soramazsınız ki!`

Çevrimdışı yazmak ahlakî mi?

Gelelim, `engelleme` durumuna. Kimse engellenmek istemez; ama herkes birilerini engeller. İnternetteki onlarca `Beni kim engelledi?` siteleri, bir tür `gerçek dostunuzu` öğrenin çağrısı yapıyor; ama çoğu zaman `çok konuşan` bir dosta o an cevap veremeyecek olmak bile `engelleme` yöntemini akla getirebiliyor. Bu durumda `çevrimdışı` yazmak daha makûl görünüyor; ama Celal pek de ahlakî bulmuyor bu yöntemi. Haksız da sayılmaz, bu işte bir sinsilik olduğu kesin, ben seni göremiyorum; ama sen beni görebiliyorsun, zırt diye ortaya çıkıyorsun sonra aynı hızla kayboluyorsun. Celal işi epey ciddiye almış, çevrimdışı yazanları bir programla yakalıyor ve fırçayı basıyormuş. Web tasarımcısı Nihan Esirgemez ise `çevrimdışı` yazmak konusunda farklı düşünüyor; `Msn gün boyu offline olarak duruyor. Artık öyle olmak zorunda; çünkü seninle işi olan da olmayan da gelip buluyor. Bir anda çok farklı mecralara akabiliyorsun. Sen bambaşka bir havadasın, bir arkadaşın o havayı berbat edebilir. Etkiye çok açığız.`

MSN kullanmanın da bir âdâbı var

Msn âleminde, kullanıcıları sınırlayan bir adaptan söz edilebilir mi? Bu âlemle tanışıklığı epey eskilere dayanan Nihan Esirgemez, uyulması gereken kuralları sıralıyor: `Bir arkadaşınızın referansıyla tanımadığınız birini listenize ekleyecekseniz, arkadaşınız o kişiye önceden haber vermeli. Aksi takdirde bir odaya destursuz girmeye benzer yaptığınız. Gerçek hayatta bir insan saygılıysa dışarıda da saygılı olur. En yoğun işinizin arasında bile en azından `Seni daha sonra arayacağım ya da birazdan yazarım.` demelisiniz. İstediğiniz kadar yoğun olun, msn orada açıksa, selama karşılık verilmeli. Eğer konuşamayacaksan msn`i açmayacaksın. Milleti psikopat etmenin gereği yok.` Bir de adam msn`de açık görünüyor; ama yazısı şu; `Çok kızgınım, bana dokunmayın.` Kızdıysan ne işin var orada? Amaç, dikkat çekmek, birilerinin ilgisini istemek, öyle biri için en büyük yıkım, kimsenin çıkıp da `Neyin var?` diye sormaması olur. Peki, o kırmızı `meşgul` çizgisinin gerçek anlamı nedir? Nihan gülüyor, `Aslında çoğu zaman hiçbir anlama gelmiyor. Siz `Meşgulüm girilmez!` diyorsunuz; ama kimse bunu kale almıyor. Bazı arkadaşlarım `dışarıda` görünüyorsam yazmak yerine telefon açar. Bazıları da `öğlen yemeğindeyim` desem bile harıl harıl yazar. Aksini görmedikten sonra inanmak zorunda... Ne zaman ki ben `dışarıda` göründüğüm halde geyik çeviririm, o zaman inanmaz. Bir de msn`e yeni eklenen kişi yüzünden eskilerin ihmal edildiği olur. Biz buna `yeninin cazibesine kapılmak` diyoruz. Bu şekilde benim de gönül koyduğum arkadaşlar olmuştur; ama `anlık` şeyler gözüyle bakarım. İnternet üzerinde yaptı, gerçek hayatta yapamaz derim.` diyor.

MSN`de sağlıklı iletişim biraz zor

Msn`deki onlarca ikon ya da `smile`, sağlıklı bir iletişim kurmak için yeterli mi? Celal ve Ufuk, `Hayır!` diyor. `Sorunları msn`de tartışmak iyi fikir olmayabilir. Jest yok, mimik yok, karşınızdaki üzgün mü anlayamazsınız, sesini duyamazsınız. Boşlukları kendi kafanızda tamamlıyorsunuz. Üstelik karşınızdaki kafası estiği zaman çekiverir bilgisayarın fişini, öylece kalırsınız.` Nihan da msn`de eski defterlerin açılmasından, sudan sebeplerle tartışma çıkmasından şikâyetçi. Sanal âlemde kaybettiği bazı arkadaşları için; `Yüz yüze konuşsak kopmayabilirdik.` diyor. Ona göre bu dünya, `boş vermişlik` duygusunu besliyor. O liste kalabalık nasılsa, Elif giderse, Leyla var. Ama şimdi şu masadan kalkıp gitsek birimiz, gerideki tek başına kalakalır.

msn kullananlar DİKKAT

MSN bazı durumlarda keder verir. `Ben silinecek insan mıyım ya!` diyerek odaya dalar bir arkadaş. Gel de teselli et!

Bir başkası selama karşılık vermez, öteki aylardır çevrim dışı, hayırdır inşallah! Sonra anlarsınız ki kırmızı bir çizgi çekmiş üzerinize, basbayağı engellemiş sizi.

Vay hayırsız vay! Sanal âlemin dertleri işte! Bir taraftan ne hoş aslında, yüz yüze dönen iki küçük mavi yeşil adam, kocaman bir dünyayı önünüze açıyor; bütün arkadaşlar orada; ama o dünya aynı zamanda başınıza iş açıyor. Şifrenizin kırılması, mailinizin patlatılması da bir dert; ama asıl dert, meşgul olduğunuza bir türlü inanmayan `geveze` arkadaşlar. Öyledir işte, biri hiç konuşmaz, öteki susmak bilmez. Sonra bir başkası hiç ortalarda yokken bir köşeden `ce` yapar, ses var görüntü yok! İsterse yazar, istemezse yazmaz, nasıl bir sinsiliktir bu? Bir de akrabalarla hep aynı monotonlukta devam eden muhabbetler vardır, ``Nasılsın kuzen?` `İyidir.` `Sen?` `Ben de iyiyim`. `Evdekiler nasıl?` `Onlar da iyi.` Ertesi gün yine aynı sözler, değişen bir şey yok. Yahu bu MSN de yakınlaştırayım derken koparıyor mu yoksa? Bak bir tanesi şefkat bekliyor şimdi, hem online görünüyor hem de `Çok kızgınım bana dokunmayın` diyor. Ne acıklı bir durum! Belli ki ilgi bekliyor; ama kim çekecek nazını?

MSN`de gezenler, gözlerini süzenler şimdi iyi dinleyin, bu âlemin de bir adabı, ahlakı var, arkadaşlar üzülmeyecek, naz niyaz çekilecek, öyle yoğun adam triplerine girip selam sabah kesilmeyecek. İşte budur!

Önce engelledi, sonra sildi, vefasız!

Dün, sokağın köşesinde, sevdiği kızı görecek diye kök salıp yeşeren delikanlı bugün yine yeşil; bir farkla ki, masa başında bekliyor. O, küçük yeşil bir msn adam artık. Naz makamındaki hanım kız da saçlarını savurarak başını öte yana çevirmek yerine `dışarıda` gösteriyor kendini, kim inanır, bal gibi masa başında... Nicedir mahalleye gelmeyen, kapının önünden geçmeyen, pardon, nicedir hep `kırmızı` görünen gencin yeşil ışık yakmasını bekliyor. `Bekledim de gelmedin, sevdiğimi bilmedin...` Küsmeler, kapı çarpmalar, gönül koymalar, gönül almalar, can ciğer kuzu sarması olmalar nice zamandır boyut değiştirdi, bilmeyen yok; biz de zaten başka bir şey konuştuk. Memlekete internet gelir gelmez bağlanan bir daha da kopmayan üç gence msn âdâbını sorduk. `Hocam, nedir öyle, yoğun adam tripleri, bir meşgul sen misin bu âlemde, üzerinde kırmızı bir çizgi hep, selam veririz almazsın. Tövbe ya, bir daha `nbr` yazarsak sana...`

Celal Baykan ve Ufuk Arslan iki `kanka`, birbirlerini on yıldır tanıyorlar. Celal, bilgisayar mühendisi, Ufuk bilgisayar programcısı... İkisi de Türkiye`ye internet geldikten bir iki ay sonra kabloları takmış, bir daha da çıkarmamış. İki ayrı âlemde yaşadıklarını kabul etmekle birlikte, internette başka kimliğe bürünmedikleri için belki de bir oyunun içinde olduklarını düşünmüyorlar. Ufuk mesela, msn`de birçok arkadaşı tuhaf bulduğu halde kendi ismini kullanıyor. Diyaloglar çoğunlukla şöyle; `Adın ne?` `E, Ufuk işte!` `Hayır, gerçek adın ya!` `Ufuk dedim ya!` Msn`in faydaları malum, dünyanın öteki ucundan bir arkadaşınla saatlerce konuşabilirsin, yeni doğan çocuğunu şehir dışındaki annene gösterebilirsin, dosya alır, dosya gönderirsin vs... Zararı nedir, msn bir insanı ne şekilde üzer yani? Mesela Celal, bir arkadaşının selamını, meşgul olduğu gerekçesiyle karşılıksız bırakır mı? `Arkadaşa bağlı.` diyor Celal, `Bakarsınız, sevdiğiniz bir arkadaşsa, iki eliniz kanda olsa bile cevap yazarsınız; ama pek hazzetmediğiniz biriyse, hiç görmemiş gibi yaparsınız.`

Msn`e eklediğiniz birini engellediğiniz ya da sildiğiniz oldu mu hiç? Bizim gençler, keyifli bir gülüşle karşılık veriyor. Eski zamanlara ait `Seni defterden silerim.` yollu tehditler sanal âlemde gerçeğe dönüşüyor galiba... Az önceki keyifli gülüşün altında da `silme` eyleminin verdiği gizli bir rahatlama ve zafer duygusu yatıyor olmalı. Listeden ilk silinenler `kazara` eklenenler. Bu her iki taraf için de normal karşılanıyor. Dramatik olan, iki arkadaşın birbirini silmesi zaten... Sorunun nerede başladığı mühim değil, gerçekte ya da sanal dünyada; ama son noktanın konduğu yer çoğunlukla msn oluyor. Celal`in tespitine göre, msn`de birbirini silen iki kişi, günlük hayatta da yüz yüze gelmiyor artık. Bir de arkadaşlarınızı Ufuk gibi mecburen silmek zorunda kaldıysanız, başınızın epey ağrımasını göze aldınız demektir.

Adresi `hack`lendiği için arkadaşlarının adresini korumak isteyen ve bu yüzden de bütün listeyi uçuran Ufuk, bunu izah etmekte epey zorlanmış. Her gün telefonlaştığı en yakın arkadaşları bile, `Beni nasıl silersin?` diye gönül koymuş. Sonradan mesele tatlıya bağlanmış; ama listede daha az görüştüğü kişiler, işin aslını sormak yerine misillemeyle cevap verdiği için onlarla bağlantı tamamen kopmuş. Ufuk msn`siz kaldığı o günlerde kısmî bir rahatlık yaşasa da `yalnızlık ve boşluk` duygusu baskın çıkmış. `Orada uzak şehirlerden arkadaşların da içinde olduğu geniş bir kabilem vardı. Bir anda yok oldular. Dünyanızı komple almışlar, bir başınıza kalmış gibi oluyorsunuz. Telefon var ama her gün arayıp soramazsınız ki!`

Çevrimdışı yazmak ahlakî mi?

Gelelim, `engelleme` durumuna. Kimse engellenmek istemez; ama herkes birilerini engeller. İnternetteki onlarca `Beni kim engelledi?` siteleri, bir tür `gerçek dostunuzu` öğrenin çağrısı yapıyor; ama çoğu zaman `çok konuşan` bir dosta o an cevap veremeyecek olmak bile `engelleme` yöntemini akla getirebiliyor. Bu durumda `çevrimdışı` yazmak daha makûl görünüyor; ama Celal pek de ahlakî bulmuyor bu yöntemi. Haksız da sayılmaz, bu işte bir sinsilik olduğu kesin, ben seni göremiyorum; ama sen beni görebiliyorsun, zırt diye ortaya çıkıyorsun sonra aynı hızla kayboluyorsun. Celal işi epey ciddiye almış, çevrimdışı yazanları bir programla yakalıyor ve fırçayı basıyormuş. Web tasarımcısı Nihan Esirgemez ise `çevrimdışı` yazmak konusunda farklı düşünüyor; `Msn gün boyu offline olarak duruyor. Artık öyle olmak zorunda; çünkü seninle işi olan da olmayan da gelip buluyor. Bir anda çok farklı mecralara akabiliyorsun. Sen bambaşka bir havadasın, bir arkadaşın o havayı berbat edebilir. Etkiye çok açığız.`

MSN kullanmanın da bir âdâbı var

Msn âleminde, kullanıcıları sınırlayan bir adaptan söz edilebilir mi? Bu âlemle tanışıklığı epey eskilere dayanan Nihan Esirgemez, uyulması gereken kuralları sıralıyor: `Bir arkadaşınızın referansıyla tanımadığınız birini listenize ekleyecekseniz, arkadaşınız o kişiye önceden haber vermeli. Aksi takdirde bir odaya destursuz girmeye benzer yaptığınız. Gerçek hayatta bir insan saygılıysa dışarıda da saygılı olur. En yoğun işinizin arasında bile en azından `Seni daha sonra arayacağım ya da birazdan yazarım.` demelisiniz. İstediğiniz kadar yoğun olun, msn orada açıksa, selama karşılık verilmeli. Eğer konuşamayacaksan msn`i açmayacaksın. Milleti psikopat etmenin gereği yok.` Bir de adam msn`de açık görünüyor; ama yazısı şu; `Çok kızgınım, bana dokunmayın.` Kızdıysan ne işin var orada? Amaç, dikkat çekmek, birilerinin ilgisini istemek, öyle biri için en büyük yıkım, kimsenin çıkıp da `Neyin var?` diye sormaması olur. Peki, o kırmızı `meşgul` çizgisinin gerçek anlamı nedir? Nihan gülüyor, `Aslında çoğu zaman hiçbir anlama gelmiyor. Siz `Meşgulüm girilmez!` diyorsunuz; ama kimse bunu kale almıyor. Bazı arkadaşlarım `dışarıda` görünüyorsam yazmak yerine telefon açar. Bazıları da `öğlen yemeğindeyim` desem bile harıl harıl yazar. Aksini görmedikten sonra inanmak zorunda... Ne zaman ki ben `dışarıda` göründüğüm halde geyik çeviririm, o zaman inanmaz. Bir de msn`e yeni eklenen kişi yüzünden eskilerin ihmal edildiği olur. Biz buna `yeninin cazibesine kapılmak` diyoruz. Bu şekilde benim de gönül koyduğum arkadaşlar olmuştur; ama `anlık` şeyler gözüyle bakarım. İnternet üzerinde yaptı, gerçek hayatta yapamaz derim.` diyor.

MSN`de sağlıklı iletişim biraz zor

Msn`deki onlarca ikon ya da `smile`, sağlıklı bir iletişim kurmak için yeterli mi? Celal ve Ufuk, `Hayır!` diyor. `Sorunları msn`de tartışmak iyi fikir olmayabilir. Jest yok, mimik yok, karşınızdaki üzgün mü anlayamazsınız, sesini duyamazsınız. Boşlukları kendi kafanızda tamamlıyorsunuz. Üstelik karşınızdaki kafası estiği zaman çekiverir bilgisayarın fişini, öylece kalırsınız.` Nihan da msn`de eski defterlerin açılmasından, sudan sebeplerle tartışma çıkmasından şikâyetçi. Sanal âlemde kaybettiği bazı arkadaşları için; `Yüz yüze konuşsak kopmayabilirdik.` diyor. Ona göre bu dünya, `boş vermişlik` duygusunu besliyor. O liste kalabalık nasılsa, Elif giderse, Leyla var. Ama şimdi şu masadan kalkıp gitsek birimiz, gerideki tek başına kalakalır.

Msn'yi güvenli kullanma klavuzu

Çeşitli yöntemler kullanarak MSN kullanıcılarının şifrelerini çalıp tehdit ve şantajda bulunuyorlar. Peki MSN şifresi nasıl çalınıyor? Adresimi nasıl kurtarırım. İşte yolu...


İnterneti kullanıp da anında mesajlaşma yazılımı (MSN, Yahoo Messenger, Skype) kullanmayan yok denecek kadar azdır. Birçok kişi hatta ufak çaplı şirketlerin çoğu iletişim ihtiyaçlarını MSN gibi anında mesajlaşma programları veya mail hesapları aracılığıyla gidermeye çalışıyor.

Kimimiz eş-dost, akraba ile iletişim kurmak kimimiz de işyerindeki iletişim giderlerini azaltmak için MSN kullanıyoruz. İnternet teknolojisinin en çok kullanılan programlarından MSN`e internetin kötü çocukları da büyük bir ilgi ile yaklaşıyor. Çeşitli yöntemler kullanarak MSN kullanıcılarının şifrelerini çalıp tehdit ve şantajda bulunuyorlar ya da isimlerini kullanarak onlar adına MSN adresindeki kişilerden kontör çalıyorlar. Eğer ele geçirilen mail adresinizde internet bankacılığı kullanıcı adı ve şifreleriniz saklıysa, tüm paranız kısa sürede buharlaştırılabiliyor.

MSN şifresi nasıl çalınıyor?

Genelde dikkatsiz veya güvenlik konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan kişileri hedef seçen MSN hırsızları, şifreleri ele geçirmek için birçok yöntem kullanıyor. Bu yöntemler arasında kurban bilgisayarlara Fake Mail (sahte mail) göndermek ilk sırada geliyor. Fake Mail yöntemi uygulayan kişiler gönderdikleri maile www.hotmail.com sitesinden gelmiş gibi bir izlenim verip `Hesabınızın iptal olmaması için gönderilen linke tıklayarak şifrenizi değiştirmeniz gerekiyor, aksi takdirde 10 gün içerisinde hesabınız kapatılacaktır` yalanını sıralıyorlar. Bu yemi yutan güvenlik bilgisi yetersiz internet kullanıcıları hemen linke tıklayıp şifrelerini değiştirmek için eski ve yeni şifrelerini giriyorlar. Bütün bu bilgiler, hırsızın mail hesabına gönderiliyor. Şifreniz artık kötü çocuğun elinde!

İkinci yöntem ise internet kafe gibi bilgisayarların ortak kullanıldığı yerlerdeki kullanıcıların sık karşılaştığı bir yöntem: Keylogger yerleştirme. Keylogger programları ile bastığınız bütün tuşlar bir dosyaya kaydediliyor ve şifre bilgileri yine kötü çocuğa ulaştırılıyor.

Brute Force atağı olarak adlandırılan bir başka yöntemde amaç basit şifrelerin programlar vasıtasıyla tek tek denenerek bulunması. `123456`, `deneme`, `doğum tarihi` gibi basit şifreler vermek hepimizin kolayına gider. Haliyle kötü çocuğun da kolayına gideceği açıktır. Bir diğer şifre verme hatası ise unutulan şifreleri kurtarmak için belirlediğimiz gizli sorularda yatıyor. `Hangi takımı tutuyorsunuz?`, `Mezun olduğunuz üniversite?` gibi sorulara kaç farklı şekilde cevap verilebilir ki? Kötü çocuk bunları tahmin edemeyecek kadar beceriksiz olamaz.

Son bir yöntem MSN`e ek özellikler kazandırmak için kullanılan MSN Plus gibi programlara trojan ekleyip kullanıcı bilgisayarlarına yükletmek. Bu tip uygulamalar ne olduğu belirsiz web sitelerinden indirilerek yüklendiğinde bilgisayardaki şifreleri hırsızlara iletiyor.

MSN adresim çalındı ne yapmalıyım?

Öncelikle en yakın Cumhuriyet savcılığına dilekçe ile başvurun. Dilekçenize çalınan MSN adresiniz, IP numaranız, tarih ve saat gibi bilgileri eklemeyi unutmayın. Sonra MSN adres defterinizdeki tüm kişilere adresinizin çalındığı hakkında bilgi verin. Eğer MSN şifrenizi çalan kişi bir kontör hırsızı ise onu yakalamak daha kolay. Yüklenilen kontörün numarası kayıtlıysa savcılık vasıtasıyla GSM şirketinden bu kontörlerin hangi telefon numaralarına yüklendiği tespit edilip hırsızı yakalamak için kullanılabilir.

MSN hırsızını yakalamak için savcılık, MSN adresi çalınan kişinin adresini kullanan kişilerin IP numaralarını tarih ve saat detayları ile birlikte Microsoft`un İstanbul`daki Türkiye temsilciliğinden ister. Microsoft firması en son hangi IP adresinden MSN ya da hotmail hesabına giriş yapıldığına dair bilgileri savcılığa iletir. Savcılık, Türk Telekom yardımıyla ilgili tarih ve saatte bu IP`leri kullanan kişilerin kimlik tespitini yapar. Tabii tüm bu süreçler içerisinde emniyet güçleri de üstüne düşen görevi yerine getirir. Örneğin sahte IP numarası ile şifre ele geçirilmesi ihtimaline karşı emniyetin bilişim uzmanları, kimliği tespit edilmiş suçluların bilgisayarlarını inceleyerek doğru sonuca ulaşılmasında yardımcı olur. Suçun kesinleşmesinden sonra da mahkeme süreci başlar.

Eğer suç yurtdışından veya internet kafe ortamından işlenmişse suçluyu bulmak bayağı zor oluyor. Ancak bilişim suçları ile mücadele eden polisimiz suçun boyutu arttıkça suçluları yakalamak için elindeki tüm imkânları kullanarak kısa sürede sonuca ulaşabiliyor.

***

MSN ya da e-posta hacklemenin cezaları

Yeni Türk Ceza Kanunu`na göre iki yıla kadar hapis veya adli para cezası istemiyle karşı karşıya kalınması mümkün. Maili hacklenen kişinin bilgilerinde bir değişiklik veya eksiklik meydana geldiğinde bu ceza iki yıldan dört yıla çıkıyor. Maili hacklenen kişi bir kamu kuruluşunda çalışıyor ve bu mail adresini kurum işi için kullanıyor ve bu mailinde işini sürdürmesi için gerekli birtakım belgeler bulunduruyorsa, bunun cezası 1-3 yıl arasında değişiyor.

Ayrıca TCK 124. maddesine göre haberleşmenin engellenmesi suçu sübut bulduğundan, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (Önceki cezalara ek olarak) Bunun yanında mail hackleyen kişi, haberleşmenin gizliliğini ihlal ettiği için de TCK`nın 132. maddesi gereğince altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. (Önceki cezalara ek olarak) Eğer kişisel verileri ele geçiren kişi bunu başkalarına yayarsa TCK 136. maddesinin, `Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.` hükmüyle de yargılanıyor. Bu cezalara rağmen yine de mailler hackleniyor; çünkü kimse bu konuların hukuk sistemi tarafından düzenlendiğini bilmiyor. Bilmediği gibi bunu yapanların üzerine gitmiyor.

***

MSN`i güvenli kullanma kılavuzu

Kullandığınız hiçbir bilgisayarda MSN parolamı hatırla ve otomatik aç seçeneğini kullanmayın.

Maille gelen ek dosyaları mümkün olduğunca açmayın. Eğer illa açmanız gereken bir dosya varsa antivirüs taramasından geçirin.

Gelen mail içerisindeki linkleri tıklayarak değil, linki kopyalayıp başka bir sayfada mümkünse Explorer dışındaki başka bir browser ile (Firefox veya Opera gibi) açın.

Mailinizi okuduktan sonra mail hesabınızın oturumunu kapatmadan direkt Explorer`ı kapatmayın.

Mümkünse internet kafe gibi ortak bilgisayarların kullanıldığı ortamlarda MSN oturumunuzu açmayın. Açmak mecbur kalırsanız da işiniz bitince MSN oturumunuzu mutlaka kapatın ve en kısa sürede hemen MSN şifrenizi değiştirin.

MSN yolu ile önemli kişisel bilgilerinizi, her türlü parola ve kredi kartı bilgilerinizi en yakın arkadaşınıza dahi göndermeyin.

Hiçbir banka veya kurum kesinlikle e-posta veya anlık ileti veya açılır pencere üzerinden parola, hesap veya kredi kartı numarası ya da diğer gizli bilgileri istemez. Size gelen bu tür mesajlara kanmayın.

MSN şifrenizi mutlaka belirli bir uzunlukta ve kolay tahmin edilemeyecek şekilde belirleyin. Şifrelerinizi kimseyle paylaşmayın. Başka e-posta hesaplarınız, üye olduğunuz forumlar, bloglar ve başka interaktif siteler için aynı şifreyi kesinlikle kullanmayın.

Bilgisayarınıza MSN programını sadece Microsoft`un kendi sitesinden indirip yükleyin.

MSN veya Windows Live Hotmail Müşteri Hizmetleri, Microsoft Destek Hizmetleri adı altında gelen e-postalar içinde yer alan linkleri tıklayarak şifrenizi, özel güvenlik bilgilerinizi talep eden sorulara cevap vermeyin. MSN destek hizmeti ücretsizdir, para karşılığı veya talep etmediğiniz halde size ulaşan destek mesajlarına itibar etmeyin.

Windows Live Messenger listenize eklenmek için tanımadığınız biri tarafından davet alırsanız asla kabul etmeyin.

Bilgisayarınızda yüklü olan işletim sistemi, antivirüs ve güvenlik duvarı programlarınızı sürekli güncelleyin.