Demir Maske Kitap Özeti

Demir Maske Kitap Özeti

kitap özetleri, Demir Maske Kitap Özeti, Demir Maske Kitabı, Demir Maske özet, Demir Maske roman özeti

Demir Maske Kitap Özeti

KİTABIN ADI: Demir Maske

KİTABIN YAZARI: Alexander DUMAS

YAYINEVİ VE ADRESİ: Altın Kitaplar Yayınevi Cağaloğlu / İSTANBUL

BASIM TARİHİ: 1999

KİTABIN YAYIM MAKSADI: Dostluk Ve Arkadaşlığın Önemi

KİTABIN ÖZETİ :

1600′ lü yılların Fransası’ nda geçen kraliyet erkanını ve sosyete içersindeki insanların yaşantılarını ve entrikalarını anlatan bir kitaptır.

Madam Dö Servöz, bildiği çok önemli bir sırrı kullanıp çıkar elde edebilmek için elinden geleni yapmayı planlamaktadır. Bunun için ilk olarak maliye bakanının üzerindeki suçlamaların kanıtları sayılabilecek mektupları bakanın yardımcısı Mösyö Kolber’ e 5000 altına satar. Bu mektuplar sayesinde Mösyö Fuke görevinden alınır.

Van piskoposu Aramis, Mösyö Fuke’ nin verdiği yemeğe katılır ve Mösyö Fuke’ ye, kendisine yapılan suçlamaları haklı çıkaracak mektupları, 5000 altına Madam Dö Servöz tarafından kendi yardımcısına satıldığı haberini verir. Mösyö Fuke yapmış olduğu harcamaların makbuzunun çalınmış olduğunu görünce korkup sapsarı olur Aramis ise ona korkmamasını ve hala kendisinin başsavcı olduğunu, kendi kendine dava açamayacağını söyler. Mösyö Fuke ise bu görevi bir buçuk milyon liraya Mösyö Vanel’ e sattığını söyler. Aramis, Mösyö Vanal’ i anlaşmayı iptal etmeye zorlar ama başaramaz. Aramis Fuke’ ye, bu fakirlik durumunda bile zenginliğinin ispatı olarak bir şölen düzenlemesini söyler. Bu konuda ona maddi destek verir.

Bu arada Mösyö Raul, kraliçe tarafından Londra’ ya çağırılır. Sebebi ise Raul’ un nişanlısı Matmazel Döla Valyer’ in kralla ilişkisi olduğunu öğrenmesidir. Bunun üzerine Dartanyan’ ın yanına gider. Kral, Raul’ un nişanlısı ile buluşmak için Sent-Enyan’ ın odasını kullanıyordu. Bu yüzden Raul Porthos ile Sent-Enyan’ ın düello haberini yollar. Sent-Enyan bu olayı krala söyler, kral da bu durum karşısında telaşlanır.

Raul’ un babası Athos, kraldan Raul ile Matmazel Döla Valyer’ in evlenmeleri için izin ister. Kralın izin vermemesi üzerine krala karşı gelir ve onu düşmanı ilan eder. Bu durumda kral da Dartanyan’ ı Athos’ u tutuklaması için gönderir. Bu arada Aramis de tutuklanır. Dartanyan kralla sert bir dille konuşup Athos’ un affedilmesini sağlar.

Aramis, Bastil hapishanesinde müdürle beraber bir mahkumun günah çıkartmasına çağrılır. Aramis gence suçunun ne olduğunu sorunca genç, suçunun ne olduğunu bilmediğini ve buraya ne için kapatıldığını da anlayamadığını söyler. Küçükken annesi ve babasına kraliçeden gelen bir mektubun kuyuya düştüğünü görür. Ailesi mektubu çıkartmak için birini ararken kendisinin kuyuya inip mektubu aldığını ve okuduğunu söyler. Mektubu okuduğunda şimdiye kadar ailesi olarak bildiği kişilerin aslında ailesi olmadığını öğrenir. Daha sonra ailesi bu mektubu bulup kraliçeye haber verir ve bu olaydan sonra buraya kapatılır ve Aramis genci zindandan çıkartmaya söz verir.

Mösyö Fuke’ nin verdiği davete hazırlanan Aramis, ziyaretinde Bastil hapishanesinde on yıldır haksız yere yatan Markialli adlı bir gencin salıverilmesi için izin ister Mösyö Fuke ise izni hemen imzalar. Birkaç gün sonra bu belge ile Aramis hapishane müdürü Bezmo’ nun yanına gider. Önceden tuttuğu adamlar Aramis ile müdür yemek yerlerken emri getirirler. Bunun üzerine hapishane müdürü çok şaşırır. Müdür düşünürken Aramis kendi yazdığı izinle bu kağıdı değiştirir, Aramis’ in söz verdiği genci böylece müdür serbest bırakır.

Aramis ve genç hızla ilerlerken Aramis çocuğa kendisinin aslında on dördüncü Lui’ nin ikiz kardeşi olduğunu söyler. Sonra Atos kralın yerine geçecek olan kardeşine saraydaki kişileri tanıtan bir defter verir. Bu defteri çok iyi ezberleyen Philip artık kralın yerine geçmeye hazırdır. Aramis Mösyö Fuke’ nin düzenlediği şölene katılır. Akşama doğru otururlarken Dartanyan’ ın şüphelendiğini sezinleyen Aramis, Dartanyan’ ın içini rahatlatmak için yemin eder. Genç kral yatacağı zaman Athos ve Philip bulundukları odadan kralın odasını gözetlemektedirler. Böylece Philip kralı daha iyi taklit edebilecektir.

Ertesi gece kral Dartanyan’ ı yanına çağırıp Mösyö Fuke’ yi tutuklamasını ister ve uykuya yatar. Uyandığında ise kendisini zindanda bulur. Aramis kral rolü yapan Philip’ i çok iyi eğitmiştir. Kimse şüphelenmemektedir. Aramis bu olaydan Mösyö Fuke’ ye bahseder. Dürüst bir insan olan Mösyö Fuke bu olayın kendi evinde olmuş olmasını kaldıramaz ve gerçek kralı zindandan kurtarmaya gider. Bu arada da Aramis’ le Porthos’ a kaçmaları için müddet verir. Kurtulan Lui ile Philip karşı karşıya geldiği anda büyük bir şaşkınlık yaşanır. İkisi de kral rolü oynadığı için sahtesini bulmak Dartanyan’ a kalır. Dartanyan doğru bir seçimle Philip’ i tutuklar.

Aramis ile Porthos hiç zaman kaybetmeden Athos’ un kapısına dayanır, burada atlarını değiştirip Güzel Ada’ ya gitmek için yola koyulurlar. Athos ve Raul aldıkları yeni görev gereğince Antib’ e gideceklerdir. Yolda Sent-Oran adasına uğrarlar ve burada Dartanyan’ la karşılaşırlar. Dartanyan adada Philip’ in gardiyanlığını yapmaktadır. Paris’ te ise Mösyö Fuke iflasın eşiğindedir. Kral Lui ise Kolber’ in kışkırtmaları sonucunda Fuke’ yi iyice köşeye sıkıştırmış ve ona ait olan Güzel Ada’ yı ele geçirmeye kralı ikna etmiştir. Güzel Ada’ da bulunan Aramis ve Porthos yardım beklemektedir. Yardım yerine kraliyetin burayı almak için gönderdiği gemilerle karşılaşırlar. Dartanyan komutasındaki filo adaya çıkar. Dartanyan, Aramis ve Porthos’ a kralın onları yenmeye kararlı olduğunu söyler. Dartanyan arkadaşlarını tutuklamamak için istifa eder. Bu sefer kralın gizli mektubu doğrultusunda ikinci subay tarafından tutuklanır ve adaya ateş açılır. Aramis’ in emriyle adadakiler karşı koymadan dağılır. Aramis’ le Porthos istifasını geri alıp görevine döner ve kral ona mareşallik sözü verir. Bir haftalık araştırma ile arkadaşı Porthos’ un öldüğünü Aramis’ in ise İspanya’ ya kaçıp özgür olduğunu öğrenir.

Raul gittikten sonra yalnız kalan Athos iyice yaşlanmıştı. Oğlunun Afrika’ da öldüğü haberini alınca dayanamayıp ölür. Bu arada Dartanyan gelir, Athos’ un öldüğü haberini alıp yıkılır. Bu olaydan dört yıl sonra Dartanyan iyice yaşlanmıştır. Kral onu Hollanda’ ya sefere gönderir. Bu sefer de Dartanyan on iki küçük kale ele geçirir. On üçüncü kuşatması sırasında ona kraldan bir mektup ve kutu gelir. Mektubu okur ve mareşal olduğunu öğrenir. Bu sırada subayları kaleyi almak üzeredir. Tam kutuyu açacağı sırada bir top güllesi göğsüne çarpar buruk bir sesle inleyip anlamsız sözler söyler. Bunlar ölmek üzere olan bir insanın sarf ettiği sözlerdir. Gözlerini kapatmadan önce kalenin teslim olduğunu gösteren beyaz bayrak gözüne ilişir. Mareşallik asasını sıkıca kavrar ve bir savaşçı gibi yaşadığı hayatında, bir savaşçı gibi ölür.

Athos, Porthos, Aramis ve Raul’ un dostlukları bir destan olmuştur. Bu kitapta işlenen ana tema; insanlar arasında dostluk ve sadakatin her şeyin üzerinde olduğunu, dostların birbirleri için her şeyden vazgeçebileceğini göstermektedir. Eğer hepimizin hayatında böyle dostluklar olsa hayatımız çok daha anlamlı olur.


Demir Maske Kitap Özeti

Heidi Kitap Özeti

Heidi Kitap Özeti
Heidi Kitap Özeti

Heidi Kitap Hakkında

Kitabın Adı: Heidi
Kitabın Yazarı: Johanna Spyri
Kitabın Yazılma Yılı: 1983
Kitabın Yayınevi: Timaş Yayınevi
Kitabın Basım Yılı: 2. Baskı/2003
Sayfa Sayısı: 85

Heidi Kitabının Kısa Özeti

Heidi’nin dedesine bırakıldıktan sonra Alp dağlarındaki hayatı ve şehirdeki Clara ile olan arkadaşlığı insanlara verdiği sevgi ve bunun sonucunda meydana gelen olaylar Heidi’nin şehir yaşamındaki çektiği zorluklar ve ailesine duyduğu özlem neticesinde geçen olaylar konu edilmiştir. Kitabın Özeti: Heidi’yi teyzesi alp dağlarında yaşayan dedesinin yanına getirir. Bir süre sonra Heidi huysuz olan dedesine, doğaya ve arkadaşı Peder’le kaynaşır. Peder’le ve Peder’in gözleri kör olan büyük annesiyle güzel arkadaşlıklar yapan Heidi büyükannenin gözlerinin kör olmasına çok üzülür. 8 yaşına geldiğinde okula gitmesi gereken Heidi’yi dedesi göndermek istemez. Bir gün teyzesi çıkagelir. Heidi’yi Frankfurt’a götürmek niyetindedir. Zengin bir ailenin ayakları tutmayan kızıyla arkadaşlık yapmasını ister ve Heidi’yi götürür. Heidi Frankfurt’a gider, burada evin kızı olan Clara ile arkadaşlık eder ama Clara’ya sürekli Alp dağlarından, dedesinden Peder’den ve Peder’in büyükannesinden ayrı kalmanın zorluğundan, onlara duyduğu özlemden söz etmektedir. Heidi’nin özlemi doruğa ulaşmıştır, hatta rüyalarına girmektedir. Bir gün uyurgezer olarak gece Heidi’yi kapıda gören Bay Seseman onu Alp dağlarındaki dedesinin yanına götürür. Heidi kavuşmanın sevinci içersindedir. Ancak şehirde bıraktığı arkadaşı Clara yalnız kalmış, Heidi’yi çok özlemiştir. Ayakları tutmayan Clara sonunda Heidi’nin ziyaretine gelir, Clara Heidi’nin dünyaya bakış açısından, yaşam sevincinden ve insanlara olan sevgisinden etkilenerek, güç alır ve yürümeye başlar. Birlikte olmak onlara yaşamak için güç vermektedir. Anafikir: Heidi’nin yaşam dolu olması ve sevgisiyle insanları aydınlatması, yaşama döndürmesi ama onu yurdundan koparınca dalından kopartılmış bir çiçeğe dönüp, solması “bülbülü altın kafese koymuşlar, yine vatanım” demesi misali… çocukları yaşama sevinci buldukları yerden koparmamalıyız.

Heidi Kitabının Kahramanları

Heidi: Kitabın başkahramanı
Dete : Heidi’nin teyzesi.
Peder: Çoban ve Hedi’nin arkadaşı
Klara: Frankfurt’ta yaşayan sakat bir kız, Heidi’nin arkadaşı
Bay Seseman: Frankfurt’taki evin beyi
Rotenmaier: Evin yardımcı hanımı
Sebastian: Evin uşağı
Diğer kişiler: Büyükanne, büyük hanım, Büyükbabası ve doktordur.

Heidi Kitap Yorumu

Hayvan sevgisi, doğa sevgisi, duanın önemi, Allah inancı, ziyarete giderken hediye götürmek, doğruluktan asla vazgeçmemek, büyüklere saygı , arkadaşlık ve yardımlaşma yazarın değerlerini oluşturmaktadır.


Heidi Kitap Özeti

Esrarlı Ada Kitap Özeti

Esrarlı Ada Kitap Özeti

kitap özetleri, Esrarlı Ada Kitap Özeti, Esrarlı Ada Kitabı, Esrarlı Ada özet, Esrarlı Ada roman özeti

Esrarlı Ada-Jules Verne-Kitap Özeti

8 Mart 1865 yılında Pasifik Okyanusu’nda bir hortum garip uğultularla devam etmektedir.Bu hortumun içinde top gibi bir balon vardır.Balonun içinde beş kişi vardır.Balon denize çok yakındır.Bu yüzden yolcular ceplerindeki altın paralara varıncaya dek herşeyi denize atarlar.Yolcular en sonunda balonun sepetini atmaya karar verirler.Bunun sonucunda balon yelken gibi rüzgarın etkisiyle yükselmeye başlar ve yolcuları bir adaya çıkarır.Balonda beş kişi olan yolcular adada dört kişilerdir.Mühendis Smith ve onun köpeği olan Top kaybolmuştur.
1865 yılının şubat ayında Amerikan iç savaşı devam etmektedir.Kuzeyli General Grant, Richmont kentini kurtarmak isterken bir çok subayı ile düşmanın eline esir olarak düşmüştür.Bu insanlar yardım almak için bu balona binmişlerdir.Ancak hortum bu insanları bu ıssız adaya düşürmüştür.Yolculardan biri Yüzbaşı Cyrus Smith’tir.Mühendis ve bilim adamıdır.Yolculardan diğeri New York Herald gazetesinde muhabirlik yapan Gideon Spilet’tir.Cyrus Smith yanındaki zenci uşağının özgürlüğünü bağışlamıştır.Ancak zenci uşak olan Nebukadnazar efendisini yalnız bırakmamıştır.Diğer bir yolcu ise iyi bir denizci olan Pencroff’tur.
Adaya ayak basan yolculardan denizci olan Pencroff hemen bir ada üzerinde olduklarını anlamıştır.Yolcular mühendisi arama işini geç olduğu için ertesi güne bırakmışlardır.Ertesi gün Nebukadnazar efendisini büyük bir umutla arar.Arkasında ise Pencroff, Spilet ve Herbert gelir.Ancak hiç kimseyi bulamazlar.
Arama bittikten sonra Pencroff’un bulduğu granit kayalardan oluşan mağarayı barınak olarak kullanırlar.
Ertesi gün yolcular havlama sesiyle uyanırlar.Bu duydukları ses Top’un sesidir.Hemen sesin geldiği yöne doğru giderler ve orada Top’u ve Cyrus Smith’i buldular.Ertesi gün kendini toplayıp ayağa kalkar ve daha sonra hep beraber adayı incelerler.Yapılan incelemelerden sonra Cyrus Smith uzun süre daha bu adada kalacaklarını söyler.Yolcular bu adaya Lincoln adını verirler.
Yolcular büyük bir beceriklilik sonucunda bıçak, fırın, körük, demir,çelik ve çelik baltalar yaparlar.
Bir gece Pencroff’un yiyeceğinin içinden bir kurşun çıkar ve çok şaşırırlar.Bunun sonucunda Smith bu adaya insan uğradığını düşünür.
Bir gün yiyecek bulma işinden dönenler barınaklarında birilerinin olduğunu anlarlar.Barınağa bakarlar ve bir çok maymun görürler.Maymunların hepsi kaçar ancak bir tanesini kaçmayı başaramaz.Yolcular bu maymunu eğitmeye karar verirler.
Bir gün Mühendis Smith ****tans yapar ve bulundukların yerin enlemini ve boylamını ölçer.Bulundukları yer 153 derece doğu ve 37 derece güney paraleli üzerindedir.Ancak atlasta bu ölçülerde bir yerin olmadığını görürler.Bu ölçülere en yakın olan yer Tabor Adası’dır.
Uzun bir süredir uğraştıkları gemiyi en sonunda yaparlar ve geminin adını “Uğurlar Olsun” koyarlar.
Bir gün denizde bir şişe bulurlar.Şişede “kazaya uğradım…Tabor Adası…153 derece boylam…37 derece güney enlemi” yazıyordur.Yolcular bu kazazedeyi bulmaya karar verirler.
Ertesi gün Pencroff, Herbert ve Spilet yla çıkarlar.Tabor Adası’nda kazazedeyi bulurlar ve kazazedeyi kendi adalarına getirirler.Adam adını Ayrton olduğunu söyler ve sözlerine şöyle devam eder:
-20 Aralık 1854 yılında İskoçyalı Lord Glenervan “Duncan” adlı buharlı gemisiyle Avustralya önlerine demir attı.Gemide Fransız coğrafya bilgini, lordun karısı,İngiliz ordusundan bir yüzbaşı ve Kaptan Grant’ın çocukları olan bir genç kız ve çocuk vardı.Bir gün üzerinde boylamı yazmayan ancak enlemi 37 derece olan bir mesaj buldular.İşte gemi Kaptan Grant’ı aramak için Avustralya’ya gelmişti.Lord ve arkadaşları bir çiftliğe geldi.Ben bu çiftlikte çalışır gibi yapıyordum.Gerçek amacımız ise birer haydut olan arkadaşlarımızla çiftliği yağmalamaktı.Lord’a Kaptan Grant’ın tayfalarında olduğumu söyledim ve gemide ayaklanma çıkardım.Daha sonra Duncan’ı ele geçirmek istedim.Duncan’ın kaptanına lordun ağzından bir mektup yazdırdım.Daha sonra gerçek kimliğim anlaşılınca Melbourne’ye gelip mektubu Kaptan Austin’e verdim.Ancak Fransız coğrafya bilgini mektubu yanlış yazdı ve böylece ben de yakalandın.Lord, Kaptan Grant hakkında bütün bildiklerimi anlatmamı istedi.Ona karşılık ben de beni yalnız bir adaya bırakmalarını istedim.Lord, sözünde durdu ve Tabor Adası’na bıraktı.Şans eseri Kaptan Grant ve iki denizciyle bu adada karşılaştık.
Bir gün adaya gelen korsanlar Ayrton’ı kaçırırlar ve adanın her yerini yakarlar.Bu sırada incelemede olan yolculara bir not gelir ve Ayrton’ı ararlar ve onu bir kulübede bulurlar.Korsanlar ise ölürler.Ayrton’ın korsanların nasıl öldüğüne bir anlam veremez.
Bir sabah dağın zirvesinden beyaz dumanların yükseldiğini görürler.Smith, “yanardağ faaliyetini gösterecek” der.Mühendis teller yardımı ile bir telgraf yapar ve telgraftan “çabuk çiftliğe gelin” diye bir mesaj gelir.Yolcular hep birlikte çiftliğe giderler.Dev bir mağaranın içine girerler.Kayığa binip bir gemiye yaklaşmışlardır.
Geminin içine giren yolculardan Mühendis Smith:
-Kaptan Nemo!Bizi çağırmıştınız işte geldik.
-Demek adımı biliyorsun
-Sadece bu kadar da değil.Geminizin adı da Natilus.
Kaptan Nemo sinsi bir hastalığın pençesi altındaydı.Kaptan Nemo öyküsünü anlatır ve sonra “Eee!..şimdi söyleyin bakalım benim hakkımda ne düşünüyorsunuz?” der ve ölür.
Dışarı çıktıktan sonra Smith yanardağın faaliyete geçeceğini söyler.Ertesi gün yanardağda büyük bir patlama olur.Tam patlama sırasında Ayrton Duncan gemisini görür.Duncan gemisi Kaptan Grant’ın oğlu Robert’ın yönetimindeydi.Kaptan Robert Kaptan Nemo’nun büyük bir fedakarlık yaparak Tabor Adası’na bir mesaj bıralır.Robert da bu mesaja göre bu adaya gelir ve bütün yolcuları alıp Amerika’ya geri getirir.
Amerika’ya gelen yolcular burada da birbirlerinden ayrılmazlar.
Geniş bir çiftlik alarak burada çalışırlar.Spilet de “Yeni Lincoln Postası”adıyla yeni bir gazete çıkarır.
Bu yolcular kalan hayatlarına böyle güzel bir macera eklemiş oldular.
3)Kişiler:
General Grant, Cyrus Smith, Gideon Spilet, Nebukadnazar, Pencroff, Herbert, Ayrton, Kaptan Nemo, Robert,Top
4)Ana düşünce:
Bazı kişiler sevdikleri kişiler için bir çok engeller aşarlar.Bazen ise bu engelleri aşmak için bir çok kayıp verirler.
Ancak bu kayıplar bu kişileri hiç etkilemez.Çünkü o kişiler bu iyilikleri kayıp vereceklerini bildikleri halde yapmışlardır.
5)Yapıtın dili:Türkçe
6)Genel Yargı:Her türlü şekilde engeller aşılabilir ve o engellerden doğan sonuçlara katlanılabilir.


Esrarlı Ada Kitap Özeti

31 Ocak 2013 Günlük Burç Yorumları

31 ocak burç yorumları, 31.01.2013 burç yorumları, bugünkü burcum, burç oku, burç özellikleri, burçlar, günlük burç yorumları, 31 Ocak 2013 akrep burcu yorumu, 31 Ocak 2013 aslan burcu yorumu, 31 Ocak 2013 balık burcu yorumu, 31 Ocak 2013 başak burcu yorumu, 31 Ocak 2013 boğa burcu yorumu, 31 Ocak 2013 ikizler burcu yorumu, 31 Ocak 2013 koç burcu yorumu, 31 Ocak 2013 kova burcu yorumu, 31 Ocak 2013 oğlak burcu yorumu, 31 Ocak 2013 terazi burcu yorumu, 31 Ocak 2013 yay burcu yorumu, 31 Ocak 2013 yengeç burcu yorumu

31 Ocak 2013 Günlük Burç Yorumları
31 Ocak 2013 Günlük Burç Yorumları

Koç Burcu – (21 Mart – 20 Nisan)

Sosyal yaşantınızda değişimlerin ve yoğunluğun söz konusu olduğu bu günde, özel arkadaşlarınızı aramak isteyeceksiniz. Hareketli yapınıza uygun bir gün geçirmek için her türlü şart sizden yana olacak. Çekiciliğinizi, yaratma gücünüzle birleştirdiğiniz zaman, sevdiklerinizi kendinize daha fazla bağlayabiliyorsunuz.

Boğa Burcu – (21 Nisan – 21 Mayıs)

Sevdiklerinizin duygularını yoğun hissettiğiniz için, onların isteklerini önceden sezebileceksiniz. Bugün, sabit düşünceler içinde hareket etmemeli ve zevklerinize esneklik kazandırmalısınız. Aile bireylerin de birlikte olacağı, özel bir günü paylaşabilirsiniz. Yaşlı akrabalarınıza yapılan ziyaretler ve onların istekleri ön planda olacak.

İkizler Burcu – (22 Mayıs – 21 Haziran)

İlginç fikirlere açık bir gün. Ay Başakta ilerlerken, çevrenizdeki sabit düşünceli kişilerle çatışma yaşayabilirsiniz. Savunmanızı yaparken, duygusal davranıyor, sizinle aynı fikirde olmayan insanları eleştiriyorsunuz. Coşkularınızdaki artışları en yakın dostlarınızla paylaşma ihtiyacı içindesiniz fakat onları aramak yerine aranmayı bekliyorsunuz.

Yengeç Burcu – (22 Haziran – 23 Temmuz)

Maddi konularda ailenizin kadınlarının etkisinde kalacağınız ve onların isteklerine yer vereceğiniz bir gün. Ani kararlar vermeden önce düşünmeli, iş konusunda acele etmemelisiniz. Sınırlarınızın üstünde sorumluluk alıyor ve sonra da kapasitenizin üstünde çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Sezgilerinizin yüksek olduğu bir gün.

Aslan Burcu – (24 Temmuz – 21 Ağustos)

Hedefleriniz konusunda sır vermek istemediğiniz ve duygularınızı gizleme ihtiyacı içinde olacağınız bir gün. Bugün, kendinizi yalnız hissediyor olmanızın tek nedeni, değerinizin anlaşılmaması ve isteklerinizdeki aşırı yoğunluk artışı. Partnerinizden destek sağlayabileceğinizi unutmayın ve ona karşı daha net olun.

Başak Burcu – (22 Ağustos – 23 Eylül)

İdeallerinizi gerçekleştirme adına başarılı adımlar atıyorsunuz. İsteminiz dışında gerçekleşecek olaylar karşısında, karamsarlığa kapılmanız için hiçbir neden yok. Arkadaşlarınız, duygusal problemlerine sizi ortak etmek isteyeceklerdir. Bugün dert dinlemek zorunda kalabilirsiniz. Akıl vermek hoşunuza gidecektir.

Terazi Burcu – (24 Eylül – 23 Ekim)

Duygusal sezgilerinizin güçlü olmasından dolayı, somut kazançlar peşindesiniz. Yatırımcı yönleriniz atağa kalkıyor ve kendinize her konuda güveniyorsunuz. Bu gün, dostlarınızla farklı bir konuda fikir alış verişi içinde olacaksınız. Uzun süredir arzuladığınız seyahat planlarınızı uygulamak için uygun bir gün .Sürprizlere açık olun.

Akrep Burcu – (24 Ekim – 23 Kasım)

Duygusal konularda patlamalar yaşayacağınız özel günlerden biri. Partnerinizle aranızda önlemeyen çekim söz konusu. Sizin duygularınızı anlamak çok zor. Bugün kıskançlık dürtülerinizi bastırmak zorundasınız. Sosyal yaşamın renkli yönü, birlikteliğinizi olumsuz etkileyecektir. Çevrenize şüpheci yaklaşmaktan vazgeçin.

Yay Burcu – (24 Kasım – 22 Aralık)

Duygu ve mantık dengenizi kurmak için üstün bir çaba gösteriyor ve çevresel koşullarınızda taviz vermek istemiyorsunuz. Bugün değişik kişilerle konuşmaktan hoşlanabilirsiniz. Duygusal güvene ihtiyacınız var fakat bunu etrafınızdaki kişilere belli etmekten çekiniyorsunuz. Planlarınızı gizlemek için yeterli nedenleriniz mevcut.

Oğlak Burcu – (23 Aralık – 20 Ocak)

Enerjinizin yüksek olmasından dolayı sınırlarınız aşan bir taşkınlık içindesiniz. Ay sizin gibi bir toprak burcu olan başak’ta ilerlerken, bencil yönleriniz ortaya çıkabilir. Fikirlerinizden ödün vermek istemiyor ve özgürlüğünüzü kullanma konusunda taviz vermiyorsunuz. Bugüne sığdırmak istediğiniz bir çok planlarınız var. Seçimlerinizi özenli yapmalısınız.

Kova Burcu – (21 Ocak – 19 Şubat)

Çevre iletişimine önem verdiğiniz bir gün. Sizinle aynı düşünceye sahip kişilerin bir araya gelmesi ile yapacağınız işbirliği, yaşamınıza istediğiniz hareketi kazandıracaktır. Çevre motivasyonunuzun yoğun olması ve arzuladığınız sıra dışı aksiyonların içinde bulunmak, ufkunuzun genişlemesi açısından olumlu katkıları olacaktır.

Balık Burcu – (20 Şubat – 20 Mart)

Değişim arzusu içinde hareket ediyor ve sınırlarınızı genişletmeyi amaçlıyorsunuz. Aynı anda bir çok zincirleme kombinasyon içinde olacaksınız. Bugün, yaratıcılığınız konusunda çekimser davranabilir ve gerekli güveni verecek dostlara ihtiyaç duyabilirsiniz. Kabuğunuza çekildiğiniz zaman, sizi anlamak zorlaşıyor.


31 Ocak 2013 Günlük Burç Yorumları

Tom Sawyer Kitap Özeti

Tom Sawyer Kitap Özeti

kitap özetleri, Tom Sawyer Kitap Özeti, Tom Sawyer Kitabı, Tom Sawyer özet, Tom Sawyer roman özeti
Tom Sawyer Kitap Özeti

TOM SAWYER

Özet: Kitapta, 19?uncu yüzyıl Amerika’sında büyüyen iki arkadaşın başından geçenler son derece keyifli, eğlenceli bir dille anlatılmaktadır.

Tom Sawyer, her türlü yaramazlıkları yapan, ele avuca sığ­mayan bir çocuktur. Missisipi ırmağı kıyısında bulunan St. Ptersburg kasabasında, kendisini çok sevdiğine inandığı Polly Teyze’sinin yanında yaşamaktadır. Bu yüzden teyzesinin kendisi­ni azarlamalarına ve zaman zaman kamçıyla dövmelerine aldırış etmez. Üvey kardeşi Sid, zaman zaman teyzesini kışkırtıp dayak yemesine sebep olduğu için, Tom onu hiç sevmemektedir. Ama teyzesinin kızı Mary’yi ise kendsine yakın bulmakta ve sevmek­tedir. Çünkü Mary ona karşı çok şefkatli davranmakta, onun her işinde yardımcı olmaktadır.
Yeni taşınan komşunun Becky Thatcher isimli güzel bir kız­ları vardır. Tom, daha önce sevdiği Amy Lawrens’i unutarak, bu kızla ilgilenmeye başlar.
Bir gün okula geç kalır. Öğretmen niçin geciktiğini sordu­ğunda, o da, doğruyu söyleyerek Huck isimli serseri bir çocukla dalaştığını anlatır. Bunun üzerine Öğretmen Tom’u döver ve ceza­landırmak için, kızlara ayrılan sıralardan birine oturmasını söyler. Tom da, başka boş yerler varken, hiç çekinmeden gidip Becky’nin yanına oturur. Kızın ilgisini çekecek hareketler yapar, örneğin, silginin üzerine “seni seviyorum” diye yazar. Kızla samimiyeti ilerletir. Dışarıda da buluşup, dolaşmaya başlarlar. Tom, kıza evlenme teklif eder. Kız da kabul eder. Ancak, Tom geçmişteki kız arkadaşlarından söz edince, aralan açılır.
Aynı gece Tom, yatak odasının penceresinin altına gelerek ıs­lıkla kendisini çağıran Huck’u görünce, hemen yanma koşar. Huck’un elinde ölü bir kedi vardır. Ölü kedinin siğilleri iyi edece­ğine inandıkları için, ellerindeki siğilli yerleri, Ölü kediye sürmek için mezarlığa giderler. Mezarlıkta, kasabanın tanıdığı Kızılderili Co, Muf Potter isimli iki haydutla, Roktor Robinson’u bir arada görürler. Baktıklarında, bir mezarı açarak, çıkardıkları cesedi soyduklarını görürler. Sonra da aralarında tartışma çıkar ve dok­toru öldürürler. Haydutlardan daha azılı olan Kızılderili Co, diğe­rine baskı yapar ve cinayeti üstlenmesini ister. O da kabul eder. Tom ve Huck, gördükleri olayların etkisiyle korku içinde evleri­nin yolunu tutarlar. Tom, bütün gece gördüğü olayları sayıklar. Teyzesi, hangi ilacı verdiyse faydası olmaz.
Becky de Tom’la tartıştıkları günden beri okula gelmemek­tedir. Hasta olduğu söylenmektedir. Kız okula geldiği vakit, karşı­laştıklarında Tom’a yüz vermez. Tom için, okul artık cazibesini yitirmiştir. Bu nedenle okuldan kaçarak, arkadaşı Huck ile birlikte korsancılık oynamayı aklına koyar. Joe Harper isimli arkadaşını alır ve Jackson’un adasına korsancılık oynamaya giderler.
Burası, Missisipi ırmağı üzerinde, küçücük bir adadır. Tom ve arkadaşları adada kamp kurup, yaşamaya başlarlar. Günler geçip, evlerine dönmeyince aileleri ve kasaba halkı meraklanarak aramaya başlarlar. Çocukların ırmakta boğulduklarını sanmakta­dırlar. Tom, teyzesinin kendisi için nasıl üzüldüğünü merak et­mektedir. Bir gün, gizlice eve yaklaşır ve onun ağladığını görür. Sonra da adaya döner. Bu arada, adada yaşamaktan bıkmış ve evlerine dönmek istemektedirler. Tom, bunu kabul eder. Ancak, cenaze törenlerinin nasıl yapıldığını görecek, sonra da birden bire ortaya çıkacaklardır.
Pazar günü, kilisenin çanları acı acı çalmaya başladı. Hemen hemen bütün kasaba halkı oradaydı. Çocukların anne babaları ve Polly Teyze’de hep karalar giyinmişlerdi. Rahip, duaya başlamış, çocukların iyi yanlarını birer birer anlatıyor, dinleyenler hıçkıra­rak gözyaşları döküyorlardı. O sırada kilisenin kapısı açıldı ve Tom önde olmak üzere üç çocuk birden İçeri girdiler. Üzüntü gözyaşları, bu defada yerini sevinç gözyaşlarına bırakmıştı.
Bir hafta sonra, kasabada Doktor Robenson’u Öldürdüğünü kabul eden, Muf Potter’in yargılanması başladı. Mahkeme salonu tıklım tıklımdı. Dinlenen tanıklar hep cinayeti Mut’un işlediğini söylüyorlardı. Mufun avukatı, Tom Sawyer’in de şahit olarak dinlenmesini istedi. Tom, ilk başlarda biraz çekinse de, mahkeme başkanının kendisini cesaretlendirmesi üzerine her şeyi açıkça anlattı. Bu arada cinayeti kendisinin işlediği açığa çıkan Kızılderili Co, bulunduğu yerden hızla koşarak, pencereden atlayıp kaçtı.
Gerçek katilin ortaya çıkmasını sağladığı için, Tom artık ka­sabada bir kahraman muamelesi görmektedir. Ancak, gündüzleri gayet memnun görünen Tom’un, geceleri ise katilin korkusundan dolayı bir kâbusa dönüşmektedir. Aradan günler geçip de, katil­den bir ses seda çıkmayınca, yavaş yavaş rahatlamaya, geceleri korkulu rüyalar görmemeye başladı.
Korkusu ortadan kalkınca, maceracı kimliği yine ön plana çıkan Tom, bu sefer de arkadaşları ile birlikte define aramanın peşine düşerler. Bu amaçla girdikleri perili evde dolaşırken, içeri­ye birilerinin girmesi üzerine hiç kıpırdamadan konuşmaları din­lediler. Konuşanlardan biri kaçak katil Kızılderili Co idi. Elinde altın dolu küçük bir sandık vardı ve “intikamımı almadan bir yere gitmem” diyordu. O ve yanındakiler oradan ayrıldıktan sonra, çocukları yine bir korku sarmıştı. Acaba Co kimden intikam ala­caktı?
Korkulu bekleyiş birkaç gün sürdü. Her hangi bir olay olma­dığı için çocuklar yine eski hallerine döndüler. Tom artık tamamiyle Becky ile ilgileniyor, onunla birlikte oluyordu.
Bir gün, Becky’in babasının önderliğinde bir kır gezisi yapı­lacaktı. Kiralanan vapurla, beş kilometre ötedeki sahile çıktılar. Çocuklar birlikte oynarlarken, ilerde gördükleri mağaralar gitmek için harekete geçtiler. Mağaranın içine girdiklerinde, dehlizleri çok geniş bir mağara olduğunu gördüler. Akşam olunca, yine herkes vapura doluşup, evlerine döndüler. Ancak, Tom ve Becky aralarında yoktu.
Polly Teyze ve Becky’nin annesi, ertesi gün bir araya geldik­lerinde durumu anladılar. Çünkü her biri, çocuğunun diğerinin evinde kaldığını sanıyordu. Aradan birkaç gün geçtiği halde, çocuklar ortaya çıkmayınca, kasaba halkı, bu dega da onlar için yas tutmaya başladı.
Tom ve Becky ise, mağarada kaybolmuşlardı. Bir de üstelik Kızılderili Co’yu da mağara görmüş olmaları, korkularını arttır­dıkça artırıyordu. Her ne kadar Tom, Becky’e belli etmemeye çalışsada, o da çok korkuyordu. Günler geçiyor, aç ve susuz mağaranın karanlık dehlizlerinde dolaşıp duruyorlardı. Günleri dahi unutmuşlardı. Nihayet, hafif bir güneş ışığının sızdığı yeri gören Tom, Becky’nin de yardımıyla çıkacakları kadar bir delik açtı ve kurtuldular. Evlerine vardıklarında ise vakit gece yansını geçi­yordu. Kasabayı yeniden bir sevinç dalgası sardı. Tom yeniden kahraman olmuştu. Çocuklar günlerce kendilerine gelemediler.
Bu arada, Kızılderili Co’nun arkadaşlarının cesedi Missisipi nehrinde bulunmuştu. On beş gün sonra tamamen iyileşmiş olan Tom, bu haberi duyunca, Kızılderili Co’yu mağarada gördüklerini hatırladı ve bunu Mahkeme Başkanı olan Becky’nin babasına anlattı. Hemen, elli atmış kişilik bir erkek grubu kayıklara binerek mağaranın yolunu tuttular. Aralarında Tom’da vardı.
Mağara’nın sonradan yapılmış kapısını açtıklarında, Kızılde­rili Co’nun cesedini gördüler. Artık, Tom ve arkadaşları için hiçbir tehlike kalmamıştı. Bu sefer, Co’nun hazinesini bulmaya karar verdiler. Bu defa, tedbirli oldukları için yanlarında mum, ip, vs. getirmişlerdi. Bir müddet sonra, hazineyi buldular. Sonra da, hazine ile birlikte kasabaya dönüp, altınları Huck’u evlatlık almış bulunan Bayan Daglıs’m samanlığına sakladılar.
Bu arada, kendilerini arıyorlardı. Bayan Daglıs’m evinde ka­sabanın bütün ileri gelenleri toplanmışlardı. Bayan Daglıs her şeyini Huck’a bıraktığını açıkladı. Tom arkadaşının paraya ihtiya­cı olmadığını, şu an kasabanın en zengin insanı olduğunu açıkla­dı. Toplanan insanların sevinçleri daha da artmıştı.
Ancak, bu ev yaşamı Huck’a göre değildi. Bu nedenle evden kaçmıştı. Kaç gündür ortalıkta görünmüyordu. Tom, onu bir sa­manlıkta buldu ve yeniden Bayan Daglıs’m evine dönmesi için ikna etti. Birlikte, ilerde yeni maceralar peşinde koşacaklarına dair birbirlerine söz verip, yürüdüler.


Tom Sawyer Kitap Özeti